28 Kasım 2013 Perşembe

Nivea Duşta Vücut Kremi

          Kışın soğuğunun iyice hissedildiği günlerdeyiz. Bu mevsimde her cilt tipinde kuruluk yaşanması doğal bir durum. Hele birde duşta oldukça sıcak su kullanıyorsanız cildinizin ekstra kuruması kaçınılmaz.
          Benim cildim yaz kış kuru zaten; hatta bacaklarımda nemsizlikten dolayı pul pul bir görünüm bile olurdu tabi Nivea duşta vücut kremiyle tanışana kadar. Bu ürünün kuru ve normal ciltler için iki farklı çeşidi var.
Benim kullandığım kuru ciltler için olanı; badem yağlı formülü ile cildimin ihtiyacı olan nemi sağlıyor. Klasik Nivea kokusu bu üründe de kendini gösteriyor. Kullanımı da oldukça pratik;


resimde görüldüğü gibi önce duşumuzu alıyoruz çıkmadan önce Nivea duşta vücut kremimizi sürüyoruz sonra tekrar durulanıp çıkıyoruz. Kesinlikle yağlı bir his vermeden nemlendiriyor. Giysilerimizde de leke bırakmıyor.
          Duşta vücut kremi kullanmaya başladığımdan beri body losyonları kullanmaz oldum. Kokusunu ve pratikliğini inanılmaz sevdiğimi söylemeden edemeyeceğim.

27 Kasım 2013 Çarşamba

LOREAL KAYISILI PEELİNG


          Severek kullandığım peelingin yazısını yazma zamanım geldi diye düşünüyorum. Yaklaşık 3 aydır haftada bir ve  ya iki kere kullanıyorum. Hoş hafif bir kayısı kokusu var. Yapısına gelince; jel kıvamında bir ürün ve içinde minik tanecikler var.
          Üzerinde her cilt tipine uygun yazıyor. Benim cildim karma, haftada bir cildimi ölü hücrelerden arındırmak için ideal fakat iki defa kullandığımda özellikle yanaklarımda kuruluk oluyor. Bu durumu göz önünde bulunduracak olursak kuru ve hashas ciltlerin dikkatli kullanmasında yarar var derim.
          Şimdi geldik peelingin en sevdiğim özelliğine ambalajı; ürünün tasarımını oldukça başarılı buluyorum. Ayrıca şişenin tam ortasında kauçuk bir ped bulunuyor. Az miktarda ürünü bu pede döktükten sonra ıslak yüzüme uyguluyorum. Böylelikle hem ürün bol bol köpürüyor hem de pedin girintili çıkıntılı yapısı cildimi derinlemesine temizliyor. İşte bu özelliği benim için peelingin kullanımını eğlenceli kılıyor. Bu sebeple sevdiklerime de bu üründen alıp hediye ettim :) Yorumlar gayet olumlu belirtmek isterim.
          Eğer siz de peeling arayışındaysanız bu ürüne şans verebilirsiniz; ayrıca farklı cilt tiplerine göre farklı özellikte olan çeşitleri de var. Bunların içinden kendinize uygun olanını seçebilirsiniz.

26 Kasım 2013 Salı

Bugüne Kadar Kullandığım Makyaj Temizleme Ürünleri Hakkında


          1)Nivea çift etkili göz makyajı temizleyicisinin mavi kısmı yağlı katmanını oluşturuyor, ürün çalkalanarak pamuk yardımıyla göz makyajını temizlemek için kullanılıyor. Belirtmek isterim ki ne kadar çalkalarsanız çalkalayın bu iki katman pamuğa dökmeden yine birbirinden ayrılıyor. Göz makyajını da öyle tek hareketle falan temizlemiyor; ovalamak zorunda kalıyorsunuz. En olumsuz yanını da en son söylemek istedim ürün tenime değer değmez cayır cayır yakıyor. İtiraf edeyim ürünü bitiremeden çöpe attım.

          2)Diadermine 3 in 1 temizleyici su sprey ambalajı ve yağsız yapısı ile ilgimi çekmişti. Hem ten hem göz hem de dudak temizliğinde kullanılabiliyor olması en büyük artısıydı; fiyatı da oldukça avantajlı olunca hemen almıştım fakat; denedikten sonra verdiği vaadleri yerine getirmede yetersiz olduğunu gördüm. Makyajı zor çıkarıyor; öyle derinlemesine de bir temizlik yapmıyor. Özellikle göz makyajı temizliğinde çok yetersiz. Ayrıca benim cildimde kuruluğa yol açtı.
 
          3)Loreal skin perfection mineral makyaj temizleme suyu; şimdiye kadar anlattığım iki ürünün bir adım önünde, çok hafif kokulu yağsız bir yapısı var. Göz makyajını temizlemede başarılı ancak göz çevremde yanma yapıyor. Cildimi tamamen bu ürünle temizledikten sonra temizleme jelim ile hemen yıkamak istiyorum; çünkü yapısı yağsız olmasına karşın cildimi yağlandırıyor.

          4)Bioderma h2o makyaj temizleme suyu ise severek kullandığım bir ürün; bir kere cildimi ne kurutuyor ne de yağlandırıyor. Ayrıca ürünün çeşitli cilt tiplerine uygun farklı türleri hem de çeşitli ebatlarda ambalajları mevcut. Seçme özgürlüğü iyidir :) Suya dayanıklı makyajda biraz zorlansa da günlük makyajı sorunsuz temizliyor; temizlerken de cildimi yakmıyor.

        Okuyucuma not:  Şu an makyaj temizliğim için sadece H2O kullanıyorum; bir daha da farklı bir ürün kullanacağımı zannetmiyorum.

22 Kasım 2013 Cuma

MAC 187 ve 168 FIRÇALARIM


          Makyaja ilk başladığım zamanlarda fondötenimi parmaklarım ile uyguluyordum sonra makyaj süngerleri ile tanıştım fakat o kadar acemiydim ki yüzümde maske varmış gibi görünüyordu. Belki sünger ile fondöten uygulamak çok iyi bir yöntem değildi belki de ben bu konuda yetenek sahibi değildim=)
          20'li yaşlarımın başında ciddi sivilce problemlerim oldu bu sebeple pudra kullanmaya karar verdim ve uzun yıllar da pudra kullanmaya devam ettim. Makyaj fırçalarının önemini tam da bu dönemlerde keşfettim. Sivilce problemimi çözdükten sonra cilt makyajımda fondötene geri döndüm. Pudra kullanmanın verdiği alışkanlıkla fondöteni de uygulamak için fırça gereksinimi duymaya başladım. Yaptığım araştırmalar beni efsane fırça mac 187 ile tanıştırdı. İki yapılı kılları sayesinde likit fondötenimi yüzüme yokmuş gibi uygulayabiliyorum hem de parmaklarım ile uygularken yüzümde homojen bir görünüm elde etmek uzun vaktimi alıyordu şimdi bu fırça sayesin hem çok az ürün hem çok az zaman harcıyorum hem de doğal bir görünüme sahip oluyorum; e daha ne olsun. Böylece mac fırçalarına olan güvenim arttı allık fırçası arayışında olduğum bir dönemde de mac168 aldım; iyi ki de almışım. Açılı ucu sayesinde şimdi sadece allık değil yüzümü kontörlemek için de kullanıyorum.
          Özetlemem gerekirse likit fondöten ya da krem allık uygulamak için 187 ideal çünkü hafif bir uygulama sağlıyor bu sebeple de pigmentasyonu yoğun ürünlerin kullanımında kontrolü elinizde tutuyorsunuz. 168 ise allığı kesik ucu sayesinde tam da elmacık kemiklerime uygulamamı kolaylaştırıyor.
          Peki hiç mi olumsuz yönü yok bu fırçaların; var tabi ... Bir, fiyatı yüksek; iki, alışkanlık yapıyor ;)

21 Kasım 2013 Perşembe

2013 SONBAHAR MAKYAJI ÜZERİNE

          Sonbaharın gelmesiyle tabiatta gerçekleşen renk değişimleri makyajımıza da yansıyor. Toprak tonları her sonbahar olduğu gibi bu sezonda farlar ve ojelerde kendini gösteriyor. Bunun dışında mat yeşiller de çok trend. Eyelinere gelince hem gece hem gündüz makyajında yoluna tam hız devam ediyor =) Kuyruklusu, kuyruksuzu, siyahı, kahverengisi ve ya mürdümü tercihe göre göz makyajımızda kendini gösteriyor. Bu sonbaharın en dikkat çeken yanı ise farlarda siyaha yakın bordo, yakut ya da çok koyu mor tonların yer alması.

          Ojelerde de koyu tonlar oldukça ilgi çekiyor; hatta ünlü markaların yeni renklerine baktığımızda bu tonları ön sıralarda görüyoruz. Dudaklarda da yine koyu mor ve bordolar kendini gösteriyor.
          2013 sonbaharında koyu, kopkoyu tonlar her yerde. Peki hepsini aynı anda mı sürmeli? Neyi ne zaman sürmeli? Bu noktada dikkat etmemiz gereken birkaç husus var. Öncelikle yüzümüzün hangi noktasını vurgulayacağımıza karar vermeliyiz. Vurgu gözlerde olacaksa; gözlerde koyu dumanlı göz makyajı tercih edilirken, yüzün diğer bölgelerinde hiç makyaj yokmuş gibi görünmeli, tabi dudaklarda da nude tonlarda rujlar kullanılmalı. Vurgu dudaklarda olacaksa; gözlerde abartıya düşmemek gerek, ten rengine uygun bir far yada eyeliner, bol bol maskara tamam.
        

          Koyu tonlu ruj hele ki kırmızıysa; insanı rezil de eder vezir de=) Doğru yerde kullanmak çok önemli. Kadınlar üzerinde özgüven arttırıcı özelliğini de unutmamak gerek; o halde topluluk önünde konuşma yapacağımız zamanlarda, düğünlerde, önemli günlerde... kısacası özgüvene ihtiyaç duyduğumuz anlarda, koyu renkli rujumuz bizim yardımımıza yetişebilir ne dersiniz?

CİLT BAKIMINA DAİR

Kim porselen gibi bir cildi olsun istemez. Bazı insanlar bu konuda doğuştan şanslı olsa da ilerleyen yaşlarda bile sağlıklı bir cilde sahip olmak için cildimize gereken özeni göstermemiz gerekiyor.
İşte tam da bu noktada cilt bakımı ile ilgili ürünlerin çokluğu kafa karıştırıyor. Kozmetik ürünler ne kadar güvenilir? Dermokozmetik ne demek? Hangi ürünü ne zaman kullanmalıyım? Gündüz ayrı gece ayrı ürünler mi kullanılmalı? Bu sorular size de tanıdık geldi mi :)
Hadi çözümü adım adım birlikte bulalım;
          - Öncelikle cilt tipimizi doğru belirlemeliyiz (akneli, hassas, kuru, karma, yağlı, olgun, lekeli vb.). Bu konuda güzellik uzmanlarından da yardım alabiliriz. Günümüzde hemen her kozmetik mağazasında bu konuda bize yardımcı olabilecek çalışanlar var. Sevil ve Douglas benim sıkça yardım aldığım mağazalar arasında.
          - Cilt tipimize uygun ürünler seçmeliyiz. Bunların içinde temizleyici, tonik, bakım kremi, göz altı kremi temel ihtiyaçlarımızdan. Bu ürünlerimizi sabah akşam mutlaka kullanmalıyız.
          - Cilt tipimize göre haftada en az 1 kere peeling ve maske uygulamalıyız. Peeling sayesinde cildimiz ölü hücrelerinden arınır ve maske ile cildimizin ihtiyacı olan bileşenler karşılanmış olur.
          Unutmayalım ki her cildin ihtiyacı farklı dolayısıyla kullanacağı ürünler de farklıdır. Sadece sağlıklı cilt ışıldar bu yüzden cildimizi de doğru beslemeliyiz.
         

20 Kasım 2013 Çarşamba

Giovanni Brezilya Keratinli ve Argan Yağlı Şampun&Saç Kremi


          Hemen hemen dört aydır severek kullandığım şampuan ve saç kremimden söz etmek istiyorum; kaldı ki ilk denememde bile saçımdaki değişimi fark etmişken bunca zaman yazısını yazmamam haksızlık bile sayılır.
        Bu ürün ile tanışmam Gratis kampanyası ile oldu ancak kullandıkça bu tesadüf beni oldukça mutlu etti. Ürün Amerika'dan ithal ve yalnız Gratis mağazalarında satılıyor.
     

Ürünün tamamen bitkisel olması benim için en önemli özelliği sonuçta şampuanlarımız en sık kullandığımız ve sadece saçımıza değil tüm cildimize teması olan ürünlerdir. Bu durumda şampuanımızın güvenilir olması gerekiyor. Şampuanın arka yüzündeki etiketi okuyunca (bkz. üstteki görsel) gerçekten insanın içi rahatlıyor. Markanın hayvanlar üzerinde test uygulamıyor olması da alkışlanmaya değer.
Gelelim saçımda yarattığı etkilere; bir kere diğer bitkisel şampuanlarda olduğu gibi saçlarım sertleşmedi hatta saç kremini birlikte kullandığımda saçlarım son derece yumuşak oluyor. Üstüne üstlük saç kremi saçlarımı ağırlaştırmıyor. Ayrıca içeriğinde brezilya keratini ve argan yağı var. Brezilya keratini kalın telli ve dalgalı olan asi saçlarımı daha uysal daha düz hale getiriyor dolayısıyla fön ile saçıma şekil vermem daha kısa zamanımı alıyor. Argan yağının besleyici özelliğini ise artık bilmeyen yok. Her kullandığımda saçımın kalitesinin arttığını hissediyorum. 
Şampuanın ve saç kreminin kokusu da oldukça hoş; tatlı baharatımsı bir kokuya sahip hatta kokusunun Hindistan cevizini andırdığını söyleyebilirim. Tek sevmediğim özelliği ise ambalajının 250ml tüp şeklinde olması. Bu ambalaj hem ml olarak az hem de ürünün kullanımını zorlaştırıyor.