Sonbaharın gelmesiyle tabiatta gerçekleşen renk değişimleri makyajımıza da yansıyor. Toprak tonları her sonbahar olduğu gibi bu sezonda farlar ve ojelerde kendini gösteriyor. Bunun dışında mat yeşiller de çok trend. Eyelinere gelince hem gece hem gündüz makyajında yoluna tam hız devam ediyor =) Kuyruklusu, kuyruksuzu, siyahı, kahverengisi ve ya mürdümü tercihe göre göz makyajımızda kendini gösteriyor. Bu sonbaharın en dikkat çeken yanı ise farlarda siyaha yakın bordo, yakut ya da çok koyu mor tonların yer alması.
Ojelerde de koyu tonlar oldukça ilgi çekiyor; hatta ünlü markaların yeni renklerine baktığımızda bu tonları ön sıralarda görüyoruz. Dudaklarda da yine koyu mor ve bordolar kendini gösteriyor.
2013 sonbaharında koyu, kopkoyu tonlar her yerde. Peki hepsini aynı anda mı sürmeli? Neyi ne zaman sürmeli? Bu noktada dikkat etmemiz gereken birkaç husus var. Öncelikle yüzümüzün hangi noktasını vurgulayacağımıza karar vermeliyiz. Vurgu gözlerde olacaksa; gözlerde koyu dumanlı göz makyajı tercih edilirken, yüzün diğer bölgelerinde hiç makyaj yokmuş gibi görünmeli, tabi dudaklarda da nude tonlarda rujlar kullanılmalı. Vurgu dudaklarda olacaksa; gözlerde abartıya düşmemek gerek, ten rengine uygun bir far yada eyeliner, bol bol maskara tamam.
Koyu tonlu ruj hele ki kırmızıysa; insanı rezil de eder vezir de=) Doğru yerde kullanmak çok önemli. Kadınlar üzerinde özgüven arttırıcı özelliğini de unutmamak gerek; o halde topluluk önünde konuşma yapacağımız zamanlarda, düğünlerde, önemli günlerde... kısacası özgüvene ihtiyaç duyduğumuz anlarda, koyu renkli rujumuz bizim yardımımıza yetişebilir ne dersiniz?
21 Kasım 2013 Perşembe
CİLT BAKIMINA DAİR
Kim porselen gibi bir cildi olsun istemez. Bazı insanlar bu konuda doğuştan şanslı olsa da ilerleyen yaşlarda bile sağlıklı bir cilde sahip olmak için cildimize gereken özeni göstermemiz gerekiyor.
İşte tam da bu noktada cilt bakımı ile ilgili ürünlerin çokluğu kafa karıştırıyor. Kozmetik ürünler ne kadar güvenilir? Dermokozmetik ne demek? Hangi ürünü ne zaman kullanmalıyım? Gündüz ayrı gece ayrı ürünler mi kullanılmalı? Bu sorular size de tanıdık geldi mi :)
Hadi çözümü adım adım birlikte bulalım;
- Öncelikle cilt tipimizi doğru belirlemeliyiz (akneli, hassas, kuru, karma, yağlı, olgun, lekeli vb.). Bu konuda güzellik uzmanlarından da yardım alabiliriz. Günümüzde hemen her kozmetik mağazasında bu konuda bize yardımcı olabilecek çalışanlar var. Sevil ve Douglas benim sıkça yardım aldığım mağazalar arasında.
- Cilt tipimize uygun ürünler seçmeliyiz. Bunların içinde temizleyici, tonik, bakım kremi, göz altı kremi temel ihtiyaçlarımızdan. Bu ürünlerimizi sabah akşam mutlaka kullanmalıyız.
- Cilt tipimize göre haftada en az 1 kere peeling ve maske uygulamalıyız. Peeling sayesinde cildimiz ölü hücrelerinden arınır ve maske ile cildimizin ihtiyacı olan bileşenler karşılanmış olur.
Unutmayalım ki her cildin ihtiyacı farklı dolayısıyla kullanacağı ürünler de farklıdır. Sadece sağlıklı cilt ışıldar bu yüzden cildimizi de doğru beslemeliyiz.
İşte tam da bu noktada cilt bakımı ile ilgili ürünlerin çokluğu kafa karıştırıyor. Kozmetik ürünler ne kadar güvenilir? Dermokozmetik ne demek? Hangi ürünü ne zaman kullanmalıyım? Gündüz ayrı gece ayrı ürünler mi kullanılmalı? Bu sorular size de tanıdık geldi mi :)
Hadi çözümü adım adım birlikte bulalım;
- Öncelikle cilt tipimizi doğru belirlemeliyiz (akneli, hassas, kuru, karma, yağlı, olgun, lekeli vb.). Bu konuda güzellik uzmanlarından da yardım alabiliriz. Günümüzde hemen her kozmetik mağazasında bu konuda bize yardımcı olabilecek çalışanlar var. Sevil ve Douglas benim sıkça yardım aldığım mağazalar arasında.
- Cilt tipimize uygun ürünler seçmeliyiz. Bunların içinde temizleyici, tonik, bakım kremi, göz altı kremi temel ihtiyaçlarımızdan. Bu ürünlerimizi sabah akşam mutlaka kullanmalıyız.
- Cilt tipimize göre haftada en az 1 kere peeling ve maske uygulamalıyız. Peeling sayesinde cildimiz ölü hücrelerinden arınır ve maske ile cildimizin ihtiyacı olan bileşenler karşılanmış olur.
Unutmayalım ki her cildin ihtiyacı farklı dolayısıyla kullanacağı ürünler de farklıdır. Sadece sağlıklı cilt ışıldar bu yüzden cildimizi de doğru beslemeliyiz.
20 Kasım 2013 Çarşamba
Giovanni Brezilya Keratinli ve Argan Yağlı Şampun&Saç Kremi
Hemen hemen dört aydır severek kullandığım şampuan ve saç kremimden söz etmek istiyorum; kaldı ki ilk denememde bile saçımdaki değişimi fark etmişken bunca zaman yazısını yazmamam haksızlık bile sayılır.
Bu ürün ile tanışmam Gratis kampanyası ile oldu ancak kullandıkça bu tesadüf beni oldukça mutlu etti. Ürün Amerika'dan ithal ve yalnız Gratis mağazalarında satılıyor.
Ürünün tamamen bitkisel olması benim için en önemli özelliği sonuçta şampuanlarımız en sık kullandığımız ve sadece saçımıza değil tüm cildimize teması olan ürünlerdir. Bu durumda şampuanımızın güvenilir olması gerekiyor. Şampuanın arka yüzündeki etiketi okuyunca (bkz. üstteki görsel) gerçekten insanın içi rahatlıyor. Markanın hayvanlar üzerinde test uygulamıyor olması da alkışlanmaya değer.
Gelelim saçımda yarattığı etkilere; bir kere diğer bitkisel şampuanlarda olduğu gibi saçlarım sertleşmedi hatta saç kremini birlikte kullandığımda saçlarım son derece yumuşak oluyor. Üstüne üstlük saç kremi saçlarımı ağırlaştırmıyor. Ayrıca içeriğinde brezilya keratini ve argan yağı var. Brezilya keratini kalın telli ve dalgalı olan asi saçlarımı daha uysal daha düz hale getiriyor dolayısıyla fön ile saçıma şekil vermem daha kısa zamanımı alıyor. Argan yağının besleyici özelliğini ise artık bilmeyen yok. Her kullandığımda saçımın kalitesinin arttığını hissediyorum.
Şampuanın ve saç kreminin kokusu da oldukça hoş; tatlı baharatımsı bir kokuya sahip hatta kokusunun Hindistan cevizini andırdığını söyleyebilirim. Tek sevmediğim özelliği ise ambalajının 250ml tüp şeklinde olması. Bu ambalaj hem ml olarak az hem de ürünün kullanımını zorlaştırıyor.
19 Kasım 2013 Salı
Makul Fiyata Şeker Ürünler
Essence ara ara günlük makyajım için kullandığım bir marka. Rujlarını, allıklarını, farlarını ve lipglosslarını kullanıyorum. Aslında bu yazıyı yazma sebebim bu markanın fiyatına karşın ürünlerinin oldukça başarılı olması. Bir kere rujlarına bayıldım çünkü dudaklarıma oldukça nem veriyorlar ki dudaklarımın ne kadar nemsiz olduğunu sürekli belirtiyorum. Samimi olmak gerekirse essence rujları, denediğim birçok markanın rujundan çok daha iyi nem veriyor. Lipglosslarının performansı ise benim için orta düzeyde olmazsa olmaz değil fakat kötü de değil eğer ışıl ışıl lipglossları seviyorsanız deneyebilirsiniz.
Makyaj ürünleri içinde en sevdiğiniz hangisi diye sorarsanız tereddüt etmeden oje derim. Bir kere oje benim için kıyafetimin bir numaralı aksesuarı. Her akşam silip yenilerini sürüyorum; itiraf edeyim bazen ojemin rengine göre kıyafet seçtiğim bile oluyor=) İşte hayatımda böylesine önemli bir yere sahip olan ojeden tek beklentim kolay sürülüp kolay temizlenmesi. Essence ojeleri de geniş fırçası ile kolay sürüm sağlıyor ve çok fazla uğraştırmadan temizleniyor.
Allık ve farları için pigmentasyonunun düşük olduğunu söylemem gerekiyor yine de günlük kullanım için çok da vasat değiller. Hem far bazı kullanarak farlarından randıman almak mümkün.
Özetle fiyatına göre harika ürünleri var diyebilirim; hatta rujlarını denemenizi şiddetle tavsiye ederim=)
18 Kasım 2013 Pazartesi
KIŞ AYLARINDA PRATİK EL ve DUDAK BAKIMI
Soğuk havaların cildimiz üzerinde kurutucu etkisi var. Cildimiz için daha yağlı ürünleri tercih ederek nem bariyerini korumak mümkün peki ya el ve dudaklarımız.
Çoğumuzun dudakları kış mevsiminde kurur, çatlar, kabuklanır... bu durumun önüne geçmek için akşamları dudaklarımıza peeling uygulayabiliriz. Dudak peelingini bir çay kaşığı zeytin yağına bir çay kaşığı bal katarak uygulayabileceğimiz gibi yüzümüz için kullandığımız peelingi de kullanabiliriz. Ardın da mutlaka lipbalm uygulamalıyız.
İtiraf etmek gerekirse ben ellerimi nemlendirmeyi ihmal ediyorum. Ellerimi çok sık yıkayan biri olarak her yıkamadan sonra el kremi kullanmak pek mümkün olmuyor. Ancak ellerimiz en önemli organlarımızdan biri ve onlara hak ettikleri özeni göstermeliyiz öyle değil mi? Gün için de ihmal etsem de haftada bir uyguladığım el bakımımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Önce ellerimi sıcak su ile bir güzel sabunluyorum ardından da manikür peelingi uyguluyorum; bu peelingi kuaförünüzden temin edebilir ya da evde kendiniz de hazırlayabilirsiniz. Yapımı oldukça basit; küçük bir kavanozun 4/3ünü öğütülmüş deniz tuzu ile doldurun ve sonra üzerine çıkacak kadar pamuk yağı (Pamuk yağı ph değeri olarak cildimize en yakın olan bitkisel yağdır ancak tercihinize göre badem yağı ve ya zeytin yağı da kullanabilirsiniz.) ekleyin ve manikür peelinginiz hazır =) Kullanmadan önce yağ ile tuzu iyice karıştırıp bir tatlı kaşığı kadarını ellerinize uygulamanız yeterli.
Manikür peelingi ile ellerimi iyice ovaladıktan sonra tırnaklarımı da iyice fırçalıyorum. Böylece kütiküllerimden de kurtuluyorum =) Son olarak ılık su ile ellerimi sadece duruluyorum. Bu aşamada sabun vb ürün kullanmamak gerek çünkü ellerimden yağın oluşturduğu koruyucu tabakanın gitmesini istemiyorum.
Haftada bir bu bakımı yapar her gece yatmadan önce ellerimizi kremler de yatarsak (şimdiye kadar bir sürü el kremi denedim samimiyetle söylüyorum hiçbiri en kalitesiz dediğimiz bir vazelinin yaptığını yapamıyor) pamuk gibi ellere sahip olabiliriz.
17 Kasım 2013 Pazar
FIRÇA TEMİZLİĞİ
Fırçalar Temizlenir De Yazısız Kalınır Mı
Hafta sonu demek benim gibi çalışan bayanlar için temizlik günü demek. Temizlik deyince aklımıza yalnız ev temizliği gelmemeli malum hafta boyunca işe giderken makyajımızı yaptık yaptık çıktık; yorgun geldik vs vs makyaj fırçalarımızı bir türlü temizleyemedik. İşte bugün fırçalarımızı temizlemek için doğru zaman =)
Daha önceleri fırçalarımı temizlemeyi bugün yarın derken ihmal ederdim ancak şunu fark ettim ki fırça temizlemeyi rutin haline getirirseniz mazeretleriniz de azalıyor. Aslına bakarsak ihmali cilt sağlığımız için sakıncalı bir durum; sonuçta bu ürünler hemen her gün yüzümüzle temas halinde, kirli kaldıklarında bakteri üretmeye müsaitler. Düşünsenize sabah uyandık günlük cilt temizliğimizi ve bakımızı yaptık sıra makyaja gelince aldık elimize bakteri yumağı fondöten fırçamızı, hadi sürelim sürebiliyorsak =)
Fırça temizliği aslında öyle uzun uzadıya vaktimizi de almıyor halbuki.Bunun için çeşitli markaların fırça temizleyici ürünleri mevcut ancak ben kendi karışımımı kullanıyorum. Anti-bakteriyel bir sıvı sabundan bir miktar küçük bir kaseye döküp üzerine bir tatlı kaşığı kadar badem yağı ekleyip karıştırıyorum. Badem yağını fırça kıllarının sertleşmesini önleme amaçlı kullanıyorum. Fırçalarımı bu karışıma batırarak avcumun içinde ileri geri hareketlerle kıllarına zarar vermeden köpürtüyorum. Durulama işlemini yaptıktan sonra kağıt havlu yardımıyla fazla sularını alıyorum ve bırakıyorum kurumaya. Sonrasında temiz fırçalarımla makyaj yapmanın gönül rahatlığını yaşıyorum =)
Hafta sonu demek benim gibi çalışan bayanlar için temizlik günü demek. Temizlik deyince aklımıza yalnız ev temizliği gelmemeli malum hafta boyunca işe giderken makyajımızı yaptık yaptık çıktık; yorgun geldik vs vs makyaj fırçalarımızı bir türlü temizleyemedik. İşte bugün fırçalarımızı temizlemek için doğru zaman =)
Daha önceleri fırçalarımı temizlemeyi bugün yarın derken ihmal ederdim ancak şunu fark ettim ki fırça temizlemeyi rutin haline getirirseniz mazeretleriniz de azalıyor. Aslına bakarsak ihmali cilt sağlığımız için sakıncalı bir durum; sonuçta bu ürünler hemen her gün yüzümüzle temas halinde, kirli kaldıklarında bakteri üretmeye müsaitler. Düşünsenize sabah uyandık günlük cilt temizliğimizi ve bakımızı yaptık sıra makyaja gelince aldık elimize bakteri yumağı fondöten fırçamızı, hadi sürelim sürebiliyorsak =)
Fırça temizliği aslında öyle uzun uzadıya vaktimizi de almıyor halbuki.Bunun için çeşitli markaların fırça temizleyici ürünleri mevcut ancak ben kendi karışımımı kullanıyorum. Anti-bakteriyel bir sıvı sabundan bir miktar küçük bir kaseye döküp üzerine bir tatlı kaşığı kadar badem yağı ekleyip karıştırıyorum. Badem yağını fırça kıllarının sertleşmesini önleme amaçlı kullanıyorum. Fırçalarımı bu karışıma batırarak avcumun içinde ileri geri hareketlerle kıllarına zarar vermeden köpürtüyorum. Durulama işlemini yaptıktan sonra kağıt havlu yardımıyla fazla sularını alıyorum ve bırakıyorum kurumaya. Sonrasında temiz fırçalarımla makyaj yapmanın gönül rahatlığını yaşıyorum =)
16 Kasım 2013 Cumartesi
MY WISH LIST
Merhabalar;
Farklı bloglarda görüp hemen favorim olan MY WISH LIST konu başlığı ile sizlere ulaşmak istedim. Nedir bu my wish list diyenlere cevabımızı verelim hemen =) Almak istediğim ürünler hakkında sohbet ediyoruz, hepsi bu.
Hiç vakit kaybetmeden almak istediğim ürünleri nedenleriyle sıralayayım.
Sevdiğim bir markanın maskarasıyla listeme başlıyıyorum, Lancome Hypnose Star. Şimdiye kadar farklı markaların rimellerini denedim fakat bu ürün de almak istediklerimin içinde; gerçekten hipnoz edici bakışlara sahip olabilecek miyim merak ediyorum =)
Yumuşak yapısı ve canlı renkleri ile kozmetik alışveriş listemin üst sıralarında yer
alacak olan sevimli ürün Clinique chubby stick ruj. Ambalajın sempatikliği de ayrı bir detay tabi =)
Mineral makyaj son zamanlarda oldukça ilgimi çekmeye başladı.Bu konuda yaptığım araştırmalar sonucunda mineral fondöten almaya karar verdim. Ürünleri inceledim ve 2 markada karar kıldım. Hangisini tercih ederim şimdilik bilemiyorum bu sebepten hem Yungblood hem de Avene mineral fondötenin resimlerini ekledim.
BB krem kullanımı adeta bir kozmetik çılgınlığı haline geldi neden
bilmem ben bu tür çok tutan ürünlere hep ön yargı geliştiririm ve bu ön yargımı
kırmak oldukça zor olur nitekim; sırf meraktan bir haftadır BB krem
kullanıyorum yine de gözüm CC kremlerde. Sözün kısası BB’yi anladık nedir bu CC
diyenlere kısa bir not; CC İngilizce “Color Correcting” teriminin kısaltması ve
renk düzgünleştirici anlamına geliyor. BB kremin geliştirilmiş hali olan bu
kremin en ayırt edici özelliği daha hafif olması. Yağlı ciltler tarafından
rahatlıkla kullanılabilen krem, güneş koruması sağlıyor, nemlendiriyor aynı zamanda
bir fondöten misali cilt tonunu eşitliyor. BB kreme kıyasla daha besleyici
içeriklere sahip CC kremler, daha etkili bir kapatıcılık sağlıyor. Yüksek SPF
koruması sayesinde UVA ve UVB ışınlarına karşı daha güçlü bir koruma sunuyor.
Hal böyle olunca gel de almak isteme =) Beni hiç
üzmemiş bir marka olması
sebebiyle Clinique tercihim olacaktır.
Bu yazımı oluştururken ben çok keyif aldım dilerim size de okurken aynı duyguları aktarabilirim=)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




